Borçlar hukukunun temel ilkelerinden biri, sözleşmelerin hukuken bağlayıcı olmasıdır. Sözleşmenin Uyarlanması ve Fesih yoluna gidilebilmesi için hayatın olağan akışında tarafların kontrolü dışında gelişen olağanüstü durumların, sözleşmelerin kurulmasından sonra taraflardan biri için sözleşme yükümlülüğünün ifa edilmesinin katlanılamaz derecede zorlaşması gerekmektedir. Bu tür durumlarda sözleşmenin aynen ifası hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilir. İşte bu noktada devreye Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi girmekte ve “aşırı ifa güçlüğü” kavramı üzerinden sözleşmenin uyarlanması veya feshi imkânı tanınmaktadır.

TBK Madde 138 “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.”

 Aşırı İfa Güçlüğü Koşulları

TBK m. 138’e göre Sözleşmenin Uyarlanması ve Fesih edilmesini talep edebilmek için beş temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:

1. Olağanüstü Bir Durumun Meydana Gelmesi

Olağanüstü durum, sözleşmenin kurulmasından sonra meydana gelen ve tarafların kontrolü dışında gelişen, ekonomik veya fiziksel bir olgu olabilir. Örneğin:

  • Pandemi (örneğin COVID-19)
  • Doğal afetler (deprem, sel, yangın)
  • Savaş veya iç karışıklık
  • Ekonomik krizler, ani döviz kuru dalgalanmaları

2. Bu Durumun Öngörülemez Olması

Sözleşme kurulduğu sırada bu durumun öngörülmemiş olması gerekir. Tarafların böyle bir riski bilerek üstlenmeleri durumunda TBK m. 138 uygulanmaz. Bu açıdan riskin paylaşımı ve tahammül sınırı kavramları önemlidir.

 

 

3. Durumun Borçludan Kaynaklanmaması

Olağanüstü durum, borçlunun kendi kusurundan, ihmalkârlığından veya basiretsizliğinden kaynaklanmamalıdır. Aksi halde borçlu TBK m. 138’e dayanamaz.

4. Sözleşmenin Temel Dengesinin Borçlu Aleyhine Bozulması

Bu şart, aşırı ifa güçlüğünün en kritik unsurudur. Sözleşmenin edim dengesi borçlu aleyhine ciddi ve katlanılamaz şekilde bozulmalı; borçludan aynen ifa beklemek dürüstlük kuralına aykırı olmalıdır.

5. Borcun Henüz İfa Edilmemiş veya Aşırı Güçleşmiş Olması

Borç tamamen ifa edilmişse TBK m. 138’den yararlanılamaz. Kısmi ifa halinde yalnızca kalan kısım açısından değerlendirme yapılabilir.

Sözleşmenin Uyarlanması ve Fesih Taleplerinin Hukuki Mahiyeti

Borçlu, Sözleşmenin Uyarlanması ve Fesih konusunda öncelikle bir sıralamaya uyması gerekmektedir. Şartlar gerçekleştiğinde doğrudan fesih yoluna başvuramaz. İlk olarak mahkemeden uyarlama talep etmelidir. Uyarlama mümkün değilse ancak o zaman fesih talebi gündeme gelir.

1. Uyarlama

  • Sözleşme edimlerinin yeniden dengelenmesi
  • Ödeme sürelerinin uzatılması
  • Kur endekslerinin güncellenmesi
  • Faiz oranlarının değiştirilmesi gibi şekillerde yapılabilir

2. Fesih

Uyarlamanın objektif olarak mümkün olmadığı hallerde, borçlu sözleşmenin sona erdirilmesini talep edebilir. Bu durumda hâkim, sözleşmeyi ileriye etkili olarak fesheder. Sürekli borç ilişkilerinde bu daha sık görülür.

 

 

İlgili Yazılar