Tebligat Kanunu Madde 21 çerçevesinde oluşan uyuşmazlıklar gerek dava dosyaları gerekse icra takipleri başta olmak üzere usul hukuku açısından tarafların en başta halletmesi gereken sorunlar olarak göze çarpmaktadır.
Tebligat kurumu, yargılamanın usul kuralları çerçevesinde yürütülebilmesi ve kişilerin yargı mercilerindeki işlemlerden haberdar edilerek savunma haklarını kullanabilmeleri bakımından temel öneme haizdir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Tebligat Yönetmeliği, tebligatın ne şekilde ve kimlere yapılacağını ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Bu bağlamda, uygulamada sıklıkla karşılaşılan tebliğ türlerinden biri, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gerçekleştirilen tebligattır.
TEBLİGAT KANUNU MADDE 21/2 DÜZENLEMESİ
Tebligat Kanunu Madde 21 ikinci fıkrası 2011 yılında yapılan değişiklikle yürürlüğe girmiştir. Hüküm şu şekildedir:
“Kamu tüzel kişilerine, özel hukuk tüzel kişilerine, serbest meslek erbabına ve tacirlere tebligat, adreslerinde kendilerine veya kanuni temsilcilerine yahut memur veya müstahdemlerine yapılır. Bunlardan hiçbiri adresinde bulunmazsa, tebligat, orada bulunan yönetici veya bunların yerine kaim olanlara yapılır. Bunlar da yoksa, tebliğ evrakı o yerin muhtarına veya ihtiyar heyeti azasına imza karşılığında teslim edilir ve tebliğ olunacak kişiye ait olduğuna dair haber kâğıdı kapıya yapıştırılır.”
21/2 hükmü, esasen kamu tüzel kişileri, özel hukuk tüzel kişileri, tacirler ve serbest meslek mensuplarına yönelik tebligatlarda muhatabın adreste bulunmaması hâlinde tebligatın muhtara veya ihtiyar heyeti üyesine teslim edilmesini ve aynı zamanda haber kâğıdının kapıya yapıştırılmasını öngörmektedir. Kanun koyucunun bu düzenlemeyle amacı, tebligat işleminin sırf muhatabın geçici yokluğu veya tebellüğden imtina etmesi nedeniyle akamete uğramasını önlemek ve hukuki işlemlerin gecikmeden yürütülebilmesini sağlamaktır.

21/2’ye Göre Yapılan Tebligatın Şartları
Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca yapılan bir tebliğin hukuken geçerli sayılabilmesi için birden fazla koşulun, şekli ve maddi yönleriyle birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir:
- Tebliğin Usulüne Uygun Adrese Yapılması: Tebligatın, muhatabın ticaret siciline, meslek odasına, kamu siciline ya da MERNİS sistemine kayıtlı olan ve faaliyet gösterdiği adrese yapılması zorunludur. Bu adresin tebligata elverişli olması gerekir. Aksi hâlde tebliğ geçersiz addedilir.
- Muhatabın Adreste Bulunmaması: Tebligat anında muhatabın veya kanuni temsilcisinin yahut tebligatı kabule yetkili bir görevlinin (örneğin müdür, sekreter, çalışan) adreste bulunmaması gerekir. Bu yokluğun gerçek ve fiili olması, posta dağıtıcısı tarafından mazbataya ayrıntılı şekilde yazılması icap eder.
- Muhtara Teslim ve Haber Kâğıdının Kapıya Yapıştırılması: Tebliğ, yukarıdaki şartlar gerçekleştiğinde, mahalle muhtarına veya ihtiyar heyeti üyesine teslim edilerek, “bu kişiye ait olduğu” açıkça belirtilmiş bir haber kâğıdı, tebligat adresinin dış kapısına yapıştırılmak suretiyle tamamlanır. Bu işlemlerin, posta memurunca düzenlenen tebliğ mazbatasında eksiksiz olarak belirtilmesi, tebligatın geçerliliği açısından esastır.
- Tebligat Mazbatasının Usule Uygun Düzenlenmesi: Mazbatanın içeriği, yargı mercilerinin tebligatın geçerliliğini denetlemesi bakımından belirleyici unsurdur. Bu belgede, adresin niteliği, muhatabın bulunmama gerekçesi, muhtara teslimin yapılıp yapılmadığı, haber kâğıdının kapıya yapıştırılıp yapıştırılmadığı hususları açıkça yer almalıdır.
Kaynakça:
Kuru, Baki. Medeni Usul Hukuku, 2023
Pekcanıtez, H., Usul Hukuku Dersleri, 2022





