Hafta İçi : 09:00-18:00
·

Türk Ticaret Kanuna göre tasfiye halindeki şirketlerin birleşmesi mümkündür.  Buna göre tasfiye halindeki şirketin, malvarlığı dağıtılmaya başlanmamışsa ve devrolunan şirket olması koşuluyla birleşmeye katılabilmesi mümkündür.

Yeniden yapılandırma işlemi olan ticaret şirketlerinin birleşmesi, günümüzün rekabetçi piyasasına ayak uydurabilmek maksadıyla tesis edilen bir işlemdir. TTK Madde 134 ve devamında düzenleme alanı bulan birleşme, uygulamada önemli bir finansman modelidir. Devrolunan şirketlerin tasfiyesiz olarak sona ermesini sağlayan birleşme müessesesinde birden fazla şirketin malvarlıkları bir bütün olacak şekilde birleşmektedir. Devralan veya yeni kurulan şirkette, birleşen şirket ortaklarına belirli oranlarda pay veya ayrılma akçesi verilmektedir.

 

TASFİYE NEDİR?

Tasfiye, şirkete ait malvarlığının paraya çevrilmesi ve bu vasıtayla şirket alacaklarının tahsil edilmesi; aynı zamanda borçların ödenmesi ve kalan meblağ olursa da pay sahiplerine tasfiye payı olarak dağıtılmasıdır. Bu işlemleri tamamlanan ticaret şirketlerinin ticaret sicilindeki kaydı terkin edilir. Böylece şirket, tüzel kişilik sahnesinden silinir.

Sona erme sebebi, bünyesinde gerçekleşerek tasfiye sürecine giren bir şirket; tasfiye süreci oldukça uzun sürebileceğinden ve birleşme/bölünme/tür değiştirme gibi yeniden yapılandırma süreçlerine girebileceğinden dolayı, doğrudan doğruya ticaret sicilinden terkin edilmemektedir. Ünvanına ‘tasfiye halindedir’ şeklinde bir ek eklenen şirket böylece tasfiye süreci bitene kadar tüzel kişilik sahnesinde varlığını koruyabilecektir.

Tasfiye haline giren şirketin hak ve fiil ehliyetlerini kullanmasında ciddi bir şekilde daralma olur. Şirketin ehliyeti bu kapsamda tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi amaç ve süresiyle sınırlanır. Tasfiye halindeki şirketin bu süreçte varlık amacı iktisadi faaliyetler gerçekleştirmek ve kar elde etmek değildir. Burada ki amaç şirkette yarım kalan işlerin bitirilmesi, şirket malvarlığının paraya çevrilerek şirket menfaat sahiplerinin tatmin edilmesi, alacakların tasfiye edilip borçların ödenmesidir.

Bu süreç boyunca şirket malvarlığının özenli bir şekilde idaresi, şirkette menfaat gruplarının (alacaklılar, ortaklar vs.) haklı menfaatlerinin gözetilmesi, tasfiye memurunun temel vazifesi olmalıdır.

Tasfiye halinde olup birleşme yolunu tercih eden şirketlerin sayısı günümüzde azımsanamayacak seviyede fazladır. Sermaye kaybına uğramış veya borca batık olan tasfiye halindeki şirketler, şirket birleşmelerine katılmakta ve böylece yeniden yapılandırılma yoluna gitmektedirler. Bu ise alacaklarını elde edememe ihtimali taşıyan şirket alacaklıları ve diğer menfaat grupları için daha faydalıdır. İflas gibi şirketin terkini müesseselerinin kullanıldığı bir senaryoda, malvarlığının dağıtımı etkin bir şekilde sağlanamayabilir ve dahası bu sebeple şirketin malvarlığı alacaklıları tatmin etmeyebilir. Bu şekilde şirket tüzel kişiliğinin tüzel kişilik sahnesinden silinmesi pek de faydalı görünmemektedir.

 

 

BİRLEŞME NEDİR?

 

Türk Ticaret Kanuna göre tasfiye halindeki şirketlerin birleşmesi mümkündür.  Ticaret şirketlerinin, mali durumlarını güçlendirmek ve günümüz rekabetçi piyasasına uyum sağlayabilmek amacıyla gerçekleştirdiği işlemlerdir.

Ticaret şirketlerinin amacı iş hacmini artırarak sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Şirket birleşmeleri yoluyla şirketler, büyüme sağlamakta diğer yandan sermaye temin etmiş olmaktadırlar. Şirket birleşmeleri mevzuat hükümlerimiz çerçevesinde iki şekilde mümkündür: Bir şirketin diğerini devralması veya iki şirketin birleşerek yeni bir şirket meydana getirmesi. Her iki yolla da şirketlerin malvarlıkları birleşmekte ve devrolunan şirketler tasfiyesiz olarak sona ermektedir.

Tüm menfaat grupları bakımından ticaret sahnesinden silinmek üzere olan bir şirketin yeniden ekonomiye kazandırılması daha faydalıdır.

 

TASFİYE HALİNDEKİ ŞİRKETLERİN BİRLEŞMEYE KATILMA ŞARTLARI:

Türk Ticaret Kanuna göre tasfiye halindeki şirketlerin birleşmesi belirli şartları ihtiva ettiği sürece mümkündür. TTK m.138’e göre tasfiye halindeki bir şirket, devrolunan şirket olması koşuluyla, malvarlığının dağıtılmasına henüz başlanmamışsa birleşmeye katılabilmektedir. Yine TTK md. 547 kapsamında ek tasfiye sürecinde olan şirketlerin de birleşmeye katılmaları pekâla mümkündür.

 

MALVARLIĞININ HENÜZ DAĞITILMAMIŞ OLMASI

Söz konusu şartın öncelikli amacı tasfiye sonunda şirket malvarlığının dağıtılmasıyla teminatsız kalma olasılığı mevcut alacaklıların korunmasıdır. Zira alacaklıların yegâne güvencesi şirket malvarlığının şirket bünyesinde kalmasıdır. Şirket malvarlığı şirket bünyesinde kaldıkça ve şirket ortaklarına iade edilmediği müddetçe; şirket aktiflerinin paraya çevrilmesinin şirket alacaklılarına zararı olmayacaktır.

Tasfiye halindeki bir şirketin birleşmeye katılabilmesi için aranan, şirket malvarlığının dağıtılmaya başlanmaması şartı; TTK m. 548’deki anonim şirketlerde tasfiyeden dönülmesi ile ilgili hükümde aynen tekrarlanmıştır. Bahsi geçen hükmün 1. Fıkrasına göre, “Şirket sürenin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona ermiş ise, pay sahipleri arasında şirket malvarlığının dağıtımına başlanılmış olmadıkça, genel kurul şirketin devam etmesini kararlaştırabilir.’’ Burada tasfiyeden dönülmesi halinde devrolunan şirket olma şartı ile bağlı kalınmadan birleşme gerçekleştirilebilecektir.

 

DEVROLUNAN ŞİRKET OLUNMASI

Tasfiye halindeki ticaret şirketlerinin birleşmesinde, tasfiye halindeki şirket devrolunan şirket olmak zorundadır.

TTK m. 136/4 ‘‘Birleşmeyle, devralan şirket devrolunan şirketin malvarlığını bir bütün hâlinde devralır. Birleşmeyle devrolunan şirket sona erer ve ticaret sicilinden silinir.’’ hükmüyle, birleşme işleminde devralan şirketin devrolunan şirketin malvarlığını külli halefiyet ilkesi uyarınca devralacağını ve devrolunan şirketin sona erip ticaret sicilinden terkin olunacağı düzenlenmektedir.

Devrolunan şirketler bakımından birleşme işlemi, tasfiyesiz sona ermedir. Bu kapsamda kanun koyucu şirketlerin birleşme kararı ile tasfiye sürecinden çıkıp varlığını devam ettirmesine izin vermemiştir.

 

HANGİ ŞİRKETLER BİRLEŞEBİLİR?

Her şirketin birleşmesi mümkün değildir.

Geçerli birleşmeler

 MADDE 137

(1) Sermaye şirketleri;

  1. a) Sermaye şirketleriyle, b) Kooperatiflerle ve c) Devralan şirket olmaları şartıyla, kollektif ve komandit şirketlerle, birleşebilirler.

(2) Şahıs şirketleri; a) Şahıs şirketleriyle, b) Devrolunan şirket olmaları şartıyla, sermaye şirketleriyle, c) Devrolunan şirket olmaları şartıyla, kooperatiflerle, birleşebilirler.

(3) Kooperatifler; a) Kooperatiflerle, b) Sermaye şirketleriyle ve c) Devralan şirket olmaları şartıyla, şahıs şirketleriyle, birleşebilirler.

Düzenlemesiyle geçerli birleşmeler sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre şahıs şirketleri şahıs şirketleri ile, sermaye şirketleri sermaye şirketleri ile birleşebilir. Şahıs ve sermaye şirketlerinin birleşebilmesi ise, şahıs şirketlerinin devrolunan şirket olması şartına bağlıdır.

Bu hüküm uyarınca şu sonuca varılmaktadır ki tasfiye halindeki şirket şahıs şirketiyse, sermaye şirketiyle birleşmesi mümkün olmayacaktır. Aynı şekilde tasfiye halindeki iki şirketin birbirleriyle birleşmesi de mümkün değildir.

 

 

ARANAN ŞARTLARIN İSPATI

Ticaret Sicil Yönetmeliği m. 126/5’e göre yukarıda bahsettiğimiz iki şartın ispatı (hem tasfiye halindeki şirketin malvarlığının ortaklara dağıtılmaya başlanmadığının hem de bu şirketin devrolunan şirket olduğunun ispatı) devralan şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret sicil müdürlüğüne sunulan belgelerle yapılır. Böylece tasfiye halinde şirketin, birleşmeye yönelik genel kurulunda aldığı kararların ticaret siciline tescil ettirilerek birleşmeye geçerlilik kazandırılması mümkün olabilir.

 

 

 

İYİLEŞTİRİCİ BİRLEŞME

Sermaye kaybı veya borca batık bir şirketin yarattığı görünüm, tüm menfaat grupları için olumsuzdur. Bu tarz şirketlerin iflasında başta şirket ortakları olmak üzere, alacaklıları, yöneticileri ve devlet kurumları da zarar görmektedir. Nitekim bu şirketlerin malvarlıklarının paraya çevrilmesinden çok tekrardan ekonomiye kazandırılmalı daha faydalı bir yoldur. Bu kapsamda kanun koyucu iyileştirici birleşmeyi TTK md. 139 ile düzenlemiştir.

 

Sermayenin kaybı veya borca batıklık hâlinde birleşmeye katılma

MADDE 139- (1) Sermayesiyle kanuni yedek akçeleri toplamının yarısı zararlarla kaybolan veya borca batık durumda bulunan bir şirket, kaybolan sermayeyi veya gerekiyorsa borca batıklık durumunu karşılayabilecek tutarda serbestçe, tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile birleşebilir.

Söz konusu madde hükmünde yer alan ‘tasarruf edilebilen özvarlığa sahip olma’ ifadesinden, birleşecek şirketin sermayesi ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçelerinin toplamı anlaşılmalıdır.