VELAYET

KONKORDATO
26 Mart 2021
VASİYET
28 Mart 2021
Tümünü göster

VELAYET

Velayet sözcük anlamı olarak velilik, otorite manasına gelmektedir. Hukuki manada velayet kişiler arasındaki kan hısımlığından doğmaktadır. Çocuğun velayeti anne veya babaya aittir. Anne veya baba dışındaki bir kişinin çocukla velayet ilişkisi içerisinde bulunması söz konusu değildir. Çocuğun şahıs varlığı ve malvarlığı haklarının korunması ve yönetimi (dış ilişkide temsili) velisi tarafından gerçekleştirilmektedir. İç ilişki çocuğun anne veya baba (veya diğer hısımları) ile olan hukuki ilişkisi iken dış ilişki çocuğun üçüncü şahıslar ile gerçekleştirdiği hukuki ilişkilerdir. Veli, çocuk adına dava açar ve çocuğu görülen davalarda temsil eder. Veli, çocuğun üçüncü kişilerle gerçekleştireceği hukuki ilişkilerde çocuğu temsil etme hakkına ve yükümlülüğüne sahiptir. Dolayısıyla velayet ilişkisi, veliye birtakım haklar sağladığı gibi bazı yükümlülükler de yüklemektedir. Velayet altındaki kişi 18 yaşından küçük çocuk olabileceği gibi 18 yaşından büyük olsa da hakkında kısıtlılık kararı verilerek velayet altına alınan kişiler de olabilir. Velayet ilişkisi, çocuğun menfaatlerini korumak amacını güder. Bu sebeple anne veya babanın menfaatleri ile çocuğun menfaatlerinin çakışması durumunda çocuğun menfaatlerine uygun şekilde hareket edilmesi gerekmektedir.

Ana ve baba arasında evlilik ilişkisi devam etmekte iken velayet hakkı birlikte kullanılır ve bölünemez. Bölünmeden kasıt, çocuğun belirli işleri ile babanın belirli işleri ile ananın ilgilenmesi veya belirli bir yaşa kadar ananın belirli bir yaşa kadar babanın velayet ilişkisini yürütmesidir. Ancak bazı istisnai hallerde velayet ilişkisi ana veya baba ile kurulmaktadır. Bu durumlara örnek olarak ana veya babadan birinin geçici süreyle yurt dışında bulunması gösterilebilir. Bu halde dahi velayet ilişkisi ana veya babayla kurulmuş olmasına rağmen karşı tarafa bilgi verilerek alınabiliyorsa fikri alınmalıdır. Ana ve baba arasındaki evlilik bağının ortadan kalkması halinde velayet hakkı ana veya babadan birine verilecektir. Evlilik birliği yalnızca boşanmayla değil; ölüm, gaiplik vs. şeklinde de son bulabilir. Bu gibi durumlarda çocuğun velayeti sağ kalana veya süren yargılama sonucunda çocuğun menfaatlerini en iyi şekilde koruyabilecek olana verilir. Velayet hakkı kamu düzenine ilişkindir ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu sebeple velayet hakkının devredilmesi, bir başkası tarafından geçici süreyle yürütülmesi veya sınırlanması gibi bir durum söz konusu değildir.

 

VELAYET BAĞININ KURULMASI

Çocuk evlilik birliği içerisinde dünyaya gelmemiş ise velayet hakkı çocuğu doğuran anaya aittir. Ancak çocuğun doğduğu sırada ananın küçük, kısıtlı veya ölmüş olması halinde hakim kendiliğinden bir vasi atar veya soybağı kurulmuş ise babayı veli tayin eder. Evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun velayeti ana ve babaya aittir. Ana ve baba velayet hakkını birlikte kullanır.

Ana ve baba evlilik birlikteliği sürerken (boşanma kararı olmaksızın) ayrı yaşamakta ise bu durumun haklılığına göre iki farklı sonuç ortaya çıkacaktır. Eğer ayrı yaşam haklı bir sebebe dayanıyorsa (ki bu haklı sebep kanunumuzda “Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.” şeklinde tanımlanmıştır.) hakim eşlerden birinin talebi üzerine çocukla birlikte yaşayanı veli tayin eder ve diğer eşin giderlere katılmasını emreder. Ayrı yaşam haklı bir sebebe dayanmıyorsa yine hakim eşlerden birinin talebi üzerine çocukla birlikte yaşayanı veli tayin edecektir ancak diğer eşin giderlere katılması yönünde bir karar vermeyecektir.

 

BOŞANMA

Boşanma davası sürerken çocuğun velayetinin kimde kalacağı konusunda eşler arasında bir mutabakat bulunmuyor ise hakim boşanma davasını incelemeden önce çocuğun velayetinin dava süresince kimde kalacağını belirler. Bu durum geçici bir hukuki tedbirdir. Davanın sonuçlanması ile birlikte çocuğun velayeti hakkında da kesin bir hüküm kurulacak ve çocuğun yeni velisi tayin edilecektir. Velayetin boşanma davası sürerken veya boşanma davası sonuçlandığında kimde kalacağına ilişkin hakim tarafından kurulan kararlar pedagog eşliğinde alınır. Ayrıca hakim kural olarak pedagog tavsiyesine uymalıdır. Ancak gerekçesini özellikle açıklamak kaydıyla pedagog tavsiyesine aykırı karar verebilir. Çocuğun velayeti hakkında karar verilmeden önce ana ve baba da dinlenir. Eğer çocuk ayırt etme gücüne sahip ise çocuğun da görüşü alınır. Çocuğun ayırt etme gücüne sahip olmaması halinde çocuğun görüşü dikkate alınmaz. Yapılan yargılama ve alınan görüşler sonucunda hakim çocuğun menfaatlerini en iyi şekilde koruyacağı konusunda olumlu kanaat getirdiği kişiyi veli tayin eder. Hakim her ne kadar çocuğun ve ana ile babanın görüşlerini almış olsa da çocuğun menfaatlerinin korunması konusunda en uygun kişiyi seçmekle yükümlüdür. Bu sebeple görüşleri değerlendirdiği sırada görüşlerden farklı yönde bir karar verebilir.

Uygulama, özellikle bakıma ve sevgiye muhtaç olmaları bakımından küçük çocukların velayetinin anaya bırakılması yönündedir. Ayrıca birden fazla müşterek çocuk bulunmakta ise hakim kardeşlerin ayrılmaması hususunu da gözetir. Ancak mevcut durum kardeşlerin ayrılmasını gerektiriyorsa hakim kardeşlerin ayrılması yönünde de karar kurabilir.

 

EVLAT EDİNME

Evlat edinme bilindiği üzere mahkeme kararıyla gerçekleşmektedir. Evlat edinme konusunda verilmiş mahkeme kararının kesinleşmesi üzerine ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükleri evlat edinene geçer. Çocuğun biyolojik olarak ana ve babasının velayet hakkı bu karar ile birlikte sona erer.

 

ÜVEYLİK

Üvey ana veya baba kendilerinden olmayan çocuk üzerinde velayet hakkına sahip değildir. Ancak üvey ana veya baba kendilerinden olmayan çocukları üzerindeki velayet haklarının kullanılması sırasında eşlerine yardımcı olabilirler. Üvey ana veya baba istisnai hallerde kendilerinden olmayan çocuğa velayet edebilir. Bu durum, çocuğun velisinin velayet görevini yerine getiremediği veya çocuğun acilen temsil edilmesi gerektiği durumdur. Üvey ana veya baba, bu durumda kendi iradesi ile hareket edemez. Çocukla kan bağı olan velisi bu durumda nasıl hareket edecek ise o yönde hareket etmelidir. Örneğin çocuğun bir trafik kazasında yaralanması halinde, kan bağı bulunan veli bilinci kapalı şekilde tedavi görmekte olduğundan velilik görevini yerine getirememekte ise çocuğun ameliyat edilmesi yönündeki kararı üvey ana veya baba verebilir.

 

VELAYETİN KALDIRILMASI

Velinin velayetinin kaldırılması mahkeme kararı ile gerçekleşir. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan dava açılmak suretiyle velayet kaldırılabileceği gibi usulüne uygun şekilde ihbarda bulunularakta velayetin kaldırılması talep edilebilir. İhbar, velayetin kamu düzeninden olmasından dolayı herkes tarafından yapılabilmektedir. Velayetin kaldırılacağı haller kanunda sınırlı şekilde sayılmış olup bu haller dışında velayetin kaldırılması söz konusu değildir. Bu durumlar;

1-) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.

2-) Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.

olarak belirlenmiştir. Mahkeme kararında aksi belirtilmedikçe velayetin kaldırılması kararı doğmuş ve doğacak bütün çocuklar hakkında verilir ve derhal Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ihbarda bulunularak çocuğa vasi atanması talep edilir. Çocuğa vasi atanması ile birlikte ana ve babanın çocuk üzerindeki velayet hakkı son bulacağı gibi artık çocuğun menfaatlerinin korunması ve temsili görevini atanan vasi yürütecektir.

Velayetin kaldırılması konusunda dava açma ve ihbarda bulunma hakkı herkese tanındığından çocuğun da başvuruda bulunması mümkündür. Görülen davada davalı ana ve baba olacaktır. Bu durumda yargılama sürerken ana ve baba velayet görevleri dolayısıyla çocuğun davada temsilini sağlarken menfaat çatışması ortaya çıkacağından çocuğa bir temsil kayyımı atanır ve yargılama süresince çocuğu kayyım temsil eder. Velayetin kaldırılması kararının sonuçları çok ağır olduğundan hakim öncelikle velinin değiştirilmesi yönünde bir hüküm tesis etmenin uygun olup olmadığını araştırmalı, uygun ise veliyi değiştirmeli uygun değil ise velayetin kaldırılması yönünde bir hüküm tesis etmelidir.

Velayetin kaldırılması yönünde hüküm tesis edilebilmesi için mevcut olması gereken ilk durum velayet görevinin gerektiği gibi yerine getirilmemesidir. Velayet görevinin gerektiği gibi yerine getirilmemesinden kasıt; ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, engelli olması, başka bir yerde bulunuyor olması veya bu gibi durumların mevcut olmasıdır.

Velayetin kaldırılması yönünde hüküm tesis edilebilmesi için mevcut olması gereken ikinci durum ise ana ve babanın çocuğa gerekli ilgiyi göstermemesi ve çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamasıdır. Bu duruma örnek olarak, çocuğun eğitim-öğrenim hakkının engellenmesi amacıyla okula gönderilmemesi, hasta olduğunda tedavi ettirilmemesi gibi durumlar gösterilebilir.