ELEKTRONİK YAZIŞMALARIN VE WHATSAPP MESAJLARININ DELİL OLARAK NİTELİĞİ

İŞÇİNİN İŞE İADE DAVASINDAN FERAGAT ETMESİNİN HÜKÜM VE SONUÇLARI
21 Mart 2021
İŞÇİNİN İŞE İADE DAVASINDAN FERAGAT ETMESİ
23 Mart 2021
Tümünü göster

ELEKTRONİK YAZIŞMALARIN VE WHATSAPP MESAJLARININ DELİL OLARAK NİTELİĞİ

Teknolojik gelişmeler ile birlikte hayatımızın büyük bir bölümünü kaplayan sosyal medya uygulamaları ve mail yoluyla yapılan yazışmaların, kurulan ilişkiler sonucunda açılacak davalarda delil olup olmayacağı meselesi büyük önem taşımaktadır.  Özellikle Whatsapp üzerinden yapılan görüntü, ses ve yazışma verileri artık sıklıkla mahkemelerde delil olarak sunulmaktadır.

Önemle belirtmek gerekir ki delil ve dava türü ne olursa olsun delillerin hukuka uygun elde edilmiş olması zorunludur. Hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz ve ispat aracı olarak kullanılamaz. Bu sebeple ispat için davaya sunulan yazışma, görüntü ve ses verilerinin nasıl elde edildiği büyük önem taşır.

WhatsApp yazışmalarının bu anlamda hukuka uygun şekilde elde edilmiş bir delil sayılabilmesi için Yargıtay kararlarında şu şartlar belirtilmiştir;

  • Delili sunmak isteyen kişi, söz konusu Whatsapp yazışmasının tarafı olmalı
  • Yazışma bizzat kendisi tarafından kayıt altına alınmalıdır.

Başka bir deyişle WhatsApp üzerinden yapılan bir yazışmada hesabın sahibi, o yazışmadaki ifadeleri delil olarak kullanabilir. Grup halinde yapılan konuşmalarda ise o grupta bulunan tüm kişiler yazışmadaki ifadeleri delil olarak kullanılabilir. Böylesi bir durumda özel hayatın gizliliği ihlal edilmiş olmayacağından, kural olarak hukuka aykırı bir delil elde edilmesi de söz konusu olmayacaktır.

Kaldı ki, bu tür bir yazışmanın hukuka aykırı şekilde elde edilmesi ve delil olarak kullanılması mümkün olmayıp, Türk Ceza Kanunu kapsamında da suç teşkil edebilecektir.

…TCK 243. Maddede yer alan “Bilişim Sistemine Girme” suçunun meydana gelebilmesi için, kişiye ait internet yolu ile kullanılan herhangi bir dijital platforma, kişinin rızası olmaksızın girilmesi yeterlidir. Başka herhangi bir olgunun ve/veya vakıanın gerçekleşmesi gerekmeksizin, sadece sisteme rıza olmaksızın girilmesi ile bu suç işlenmiş olacaktır. Zira madde gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere; sisteme, hukuka aykırı olarak girilmesi yeterli olup, verilerin kullanılmamasın önemi yoktur. Sisteme, doğal olarak, haksız ve kasten girilmiş olması suçun oluşması için yeterlidir.”

Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun Özel Hayatın Gizliliğini İhlâl başlıklı 134. Maddesine göre ; “Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” hükmüne amirdir.

Görüldüğü üzere Whatsapp kayıtlarının hukuka aykırı şekilde elde edilmesi ve özel hayatın gizliliğini ihlal etmesi halinde Türk Ceza Kanunu kapsamında cezai sorumluluk gündeme gelecektir.

Boşanma Davalarında; Örneğin eşler kendi aralarındaki whatsapp kayıtlarını delil olarak kullanabilecekken, kendi aralarındaki yazışmaları da hukuka aykırı olarak kaydedemeyecekler ve eşin üçüncü bir kişiyle yaptığı kayıtları delil olarak kullanamayacaklardır.

İŞ DAVALARINDA

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015 yılında verdiği bir onama kararında, çalışanın diğer çalışma arkadaşlarıyla WhatsApp üzerinden yöneticisi hakkında nezaket ve terbiye kurallarıyla bağdaşmayan ifadeler içeren nitelikteki yazışmaları nedeniyle iş akdinin feshedilmesini usule ve yasaya aykırı buldu. 

Çalışanlar arasında kurulan bir whatsapp grubu içerisindeki yazışmalara, işveren ya da işveren temsilcisinin bu grup içerisinde yer almadığı noktada doğrudan erişimi olmayan işverenin, yazışmanın tarafı olan çalışanların rızası olmaksızın eriştiğinin varsayıldığı ve bu yazışmalara hukuka uygun olarak eriştiğini ispatlayamadığının değerlendirildiği bunun da kişisel veri olarak değerlendirilen whatsapp yazışmalarının gizliliğinin ihlali olarak yorumlandığı söylenebilecektir.

Yargıtay, grup içi konuşmaların gizli kalmasının esas olduğunu ve hukuka aykırı bir şekilde elde edilerek işverene ulaştırılan yazışmalar nedeniyle yapılan feshin haklı veya geçerli nedene dayandığının kanıtlanamadığını belirtmek suretiyle bozma kararı vermiştir. Yargıtay bu kararında ayrıca çalışanlar arasındaki yazışmaların mesai saatleri dışında olduğuna da dikkat çekmiştir.

Yargıtayın kararlarına göre burada dikkat çekilmesi gereken husus işverenin grup yazışmaları hukuka aykırı olarak elde etmiş olmasıdır;

Whatsapp sistemi, telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistemdir. Burada kişi, kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içerisinde iletişim gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sistem kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumdadır. Dolayısı ile işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmaları yasak değildir. İşçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel veri olarak da korunması esastır. Somut uyuşmazlıkta, whatsapp konuşmaları gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğundan, salt nasıl temin edildiği anlaşılamayan bu yazışmalara dayanılarak iş akdinin feshi haksız olup, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır.”

Ancak Yargıtay tarafından WhatsApp yazışmaları dayanak gösterilerek çalışanlara uygulanan yaptırımların hukuka ve yasaya uygun kabul edildiği kararlar da mevcuttur. Örneğin, Yargıtay, davacının küfür içerikli mesajının sabit olduğuna, davacının davranışlarının işyerinde olumsuzluğa yol açtığına ve yapılan feshin geçerli nedene dayandığına dikkat çekerek feshin haklı nedene dayandığına hükmetmiştir.

Bir diğer kararında ise WhatsApp yazışmalarındaki davacının üslubu ve mesaj içeriğinin iş ilişkisine aykırı nitelikte olduğunu, davacının bu davranışlarıyla işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve işin yürümesine engel olduğunu belirtmek suretiyle, bu yazışmalar dayanak gösterilerek yapılan feshin geçerli olduğuna karar vermiştir.

ALACAK DAVALARINDA

HMK  199’a göre ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.

Madde hükmü gereğince belirtilen elektronik ortam verilerine nelerin dahil olduğu uyuşmazlık konusu olabilmekteydi.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından 2017/1014 Esas ve 2020/4488 Karar sayılı ilam ile alacak davalarında mail, whatsapp, facebook gibi elektronik ortamlarda yapılan yazışmalar belge ve delil niteliğinde olduğuna ilişkin içtihatlar geliştirildi.

Yargıtay’ın bir kararında; “Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK’nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” denilmiştir

Kaynakça

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2017/1014 K. 2020/4488 T. 10.6.2020

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2018/10718 K. 2019/559 T. 10.1.2019

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ  2019/7066 E. , 2020/357 K.

YARGITAY  9. HUKUK DAİRESİ  2017/14638 E.  ,  2018/2329 K.